Nurettin Bay

Gazeteci & Medya Yöneticisi
Dünya bunu konuşuyor: Ne olacak bu sosyal medyanın hali
Teknoloji 23 Şubat 2026

Dünya bunu konuşuyor: Ne olacak bu sosyal medyanın hali

Dünya yeni bir yol ayrımında. Dijital medya kolaylıklarından çok oluşturduğu sıkıntılarla gündemde. Devletler yeni arayışlar peşinde. Bulabilecekler mi, sanmam.

Dünya bunu konuşuyor: Sanal Medya nasıl dizginlenecek.

 

Önce gazeteler yayımlanmaya başladı. Uzun yüzyıllar boyunca insanlar gelişmeleri gazetelerden takip etti. İlk gazete örneklerini Avrupa’da görüyoruz. Sonra teknoloji gelişti ve yazılı medyaya bir kardeş geldi: sesli medya, yani radyo. Radyo, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yavaş yavaş bütün dünyaya yayılarak çok etkili bir araç hâline geldi. Bu süreç içerisinde insanlar, şakasına da olsa, “Acaba günün birinde bu konuşanları görebilecek miyiz?” diye birbirleriyle espri yapar hâle geldiler.

 

Ve o espri gerçekleşti.

 

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra insanların hayatına bu kez görsel medya, yani televizyon girdi. Türkiye’de devlet tekelinde yapılan televizyon yayıncılığı 1970’lerden başlayarak bütün ülkeye yavaş yavaş yayıldı. Ta ki internet icat oluncaya kadar… Hem sesli hem de görsel medyanın dünya hâkimiyeti yüz yıl bile sürmedi.

 

Şimdi hayatımızda internetle birlikte internet tabanlı yeni bir medya var. Gazetelerin yerini internet haber siteleri alırken, bir miktar da olsa görsel medyanın yerini sosyal medya adı verilen yeni bir mecra aldı. Fakat bu yeni mecra, medya adını almasına rağmen bunun gerçekten bir medya olup olmadığı sürekli tartışılır hâle geldi ve hâlâ tartışılmaya devam ediyor. Çünkü yazılı, işitsel ve görsel medyanın dışında, tamamen bireysel bir medya türüyle karşı karşıyayız.

 

Bundan dolayı insanlar her ne kadar buna medya deseler de, hem vicdani sorumluluk hem de hukuksal bir zemine tam olarak oturmaması nedeniyle buna medya denilmeyeceğini düşünenler var. Belki “sanal medya” denilse biraz daha şık olacak gibi duruyor. Ama bazıları ona “yalan medya” da diyor.

 

Bu sanal medya, herkesin kendisini medya patronu olarak hissettiği ve söylediğinin yanına kâr kaldığı bir yayıncılık türü. Tamamen bireysel. Devletler buna henüz net bir hukuki formasyon da bulabilmiş değiller. Hem devletlerin bu yeni yayın sistemini bireysel olarak kontrol etme şansı yok hem de insanlar yapılan yayınlardan ciddi şekilde rahatsız.

 

Türkiye’de yıllardır söylenen bir söz vardır: “Ağzı olan konuşuyor.” Burada da sosyal medya adresi olan herkes yazıyor, konuşuyor, çiziyor. Neyin eğri, neyin doğru, neyin gerçek, neyin yalan olduğunu bilmek gerçekten mümkün değil.

 

Bu yeni yayın türü aslında hem bireysel olarak insanı hem de kurumsal olarak devletleri tehdit ediyor. Altyapısını oluşturup bu mecralara sahip olanlar ise bunu bambaşka bir silah olarak kullanmaya devam ediyor. Son yirmi yılda gerek eski Demir Perde ülkelerinde gerekse Kuzey Afrika’da  ve Suriye’de yaşanan darbe girişimlerinde sanal medyanın çok etkili olduğunu söyleyebiliriz.

 

Tıpkı son çeyrek asırda türeyen vekâlet savaşçıları gibi yeni bir vekâlet savaşçıları türüyle karşı karşıyayız. Belki doğrudan insanları öldürmüyor ama kitleleri etkilemeye, yönlendirmeye ve adeta toplumsal dokuyu zedelemeye devam ediyor. İç karışıklıklarda, çatışmalarda, insanların şu ya da bu şekilde karşı karşıya geldiği birçok eylemde ve ayaklanmada bunun parmağı var. İçeriklerdeki ahlaki ve inançsal aykırılıklar ise cabası…

 

Şimdi dünya, bundan nasıl kurtulurumun hesabını yapıyor. Ne ilginç bir araç ki insanlar ne onsuz yapabiliyor ne de ondan memnun.

 

Ancak durum böyle diye elimiz-kolumuz bağlı durmamalıyız. Yetki ve sorumluluk sahipleri bir an önce harekete geçmeli.

Bunun için:

1- Belirli yaş altı çocuklara sanal medya yasağı getirilmeli.

2- Bot hesapların önüne geçilmeli, herkesin kendi ismi ve kimlik bilgileri ile  doğrulanabilir hesabı olmalı.

3- Yalan, yanlış, algıya dönük filitrelemeler olmalı.

4- Herkes paylaştıklarının hesabını hukuk karşısında  vermeli.

5- Sanal medya üzerinden para kazananlara vergisini ödemeli.

 

Aksi halde adına özgür medya da denilen bu yeni yayıncılık türü tüm dengeleri altüst edecek, dünyanın psikolojisi üzerinde geri dönülmez yaralar açacaktır.